BAYBURT SEVDA´DAN ÖTE BiR TUTKU´DUR. Timur GÜZEL

Ana Sayfa Bayburt İlçeler Haberler Sanatçılarımız B69 Group Yorum/Eğlence İslamiyet İletişim
 
 


Bayburt´un Düsman isgalinden Kurtulusu

Örmedik Bayburt’ta biz o baharı,
Size yeşil, size çiçek olsun…
Açılır sonsuzluğun bütün kapıları,
Yeterki ruhlarda o hilâl olsun.
Yüceldikçe yeryüzünde ırkımızın vakarı,
Kanlarlımız size helâl olsun…
Duyarız sesini bazı bazı,
Alırız selamınızı,
Kopdağının tepesinde bir Anıt.
Anıtın üstünde Bayrak,
Bayrakta bir rüzgar ılgıt ılgıt,
Alnımızda hürriyetin yazısı,
Alnımız nede ak…

Birinci dünya savaşı sırasında Ruslar Kafkasya’yı aşıp Erzurum’u işgal ettiler. Etekleri transit yolu üzerinde bulunan Bayburt’u ele geçirmekti emeli. Bu nedenle Bayburt üstüne saldırdılar. Ancak, Bayburtlular ile birlikte bir avuç Türk askeri, düşmanı Kop Dağlarında çevirmişti. 6 ay gibi bir süre adım bile attırmayarak bu dağlara çivilemişti. Bu çarpışmalar sırasında Türk kuvvetleri 90.000 şehit vermiş, düşman ise 170.000 zayiat vermişti. Bu nedenledir ki Milli Kahraman Mareşal Fevzi Çakmak Kop Savunması için savaş anılarında İKİNCİ PLEVNE adını vererek tarihe mal etmiştir.
Bayburt başkan başa bir tarih olmuş ve bu topraklar bir kutsiyet kazanmıştır. Her yörede toprağın özel bir kokusu vardır. Ancak, Bayburt’ta toprak bunun dışında barut kokar, şan ve şeref kokar. Asıl önemlisi bir vatan kokar.
Çoruh değişir sanma!
Bu kan yine o kandır.
Asılsın sarp kalana,
Ay yıldızlı bayraklar,
Sana göz dikenlere,
Öptürürüz ayaklar…

Değerli okuyucularım. Kurtuluş Savaşı yıllarını yaşayan Dağıstanlı Abdullah Ustanın anılarını ilimizin kurtuluş gününde sizlerle paylaşmak istedim. Abdullah Usta Kurtuluş yıllarını bakın nasıl kaleme almış: “1916 yılı karakışında Erzurum Ruslar tarafından işgal edildi. Ben bu sırada Erzurum’un Kân köyünde askerdim. Ruslar bu hızla Bayburt’a yöneldiler. Ancak, Türk kuvvetleri Rus ordularını Kop Dağlarında tutmuş, Bayburt’a geçmelerine izin vermemişti. Halit Paşa komutasındaki kuvvetlerimiz bu dağlarda kahramanca çarpışarak çok üstün düşman askerlerini geri çekilmek zorunda bırakmışlardı. Düşman 16 Temmuz 1916 günü de Bayburt’a girdi.
Bayburt halkının çoğu bu sırada batı kentlerine göçe başladılar. Tam bu sırada Rus Çarı nikola’ya karşı Rusya’da Bolçeviklik ihtilalı başlamıştı. Ruslar bölgeyi, kendilerine klavuzluk yapan Ermenilere bırakmışlardı. Asıl Bayburt işgali o zaman başladı.
Ermeniler masum halka etmediklerini bırakmadılar. Ama Bayburt’lunun buna aldırdığı bile yoktu. Düşmanı nerede yakalarsa orada bastırıyordu. Ermeniler baktılar ki Bayburt ele avuca sığacak bir kent değil, başladılar akla hayale gelmeyen mezalim ve katliama. Türk ordusunun en yakın zamanda yeniden geleceğini bilen Ermeniler, yerli halkı ördürmek için planlar hazırlıyorlardı.
Ermenilerin başında Bayburt’un Varzahan köyünden olup, vaktiyle Rusyaya gitmiş, onlara klavuzluk etmek için yeniden gelmiş Arşak Paşa isinde biri bulunuyordu.
Arşak Paşa Bayburt’un mahalle ve köylerinde yaptırdığı duyuru ile un, şeker, konserve gibi çeşitli gıda maddeleri dağıtacağını birdirdi Her şeyden habersiz temiz kalpli Bayburt halkı bu çağrıya inanarak söylenilen yerde toplandılar. Daha önceden arka sokaklara yerleştirilmiş olan ermeni askerleri derhal yerlerinden çıkarak onları kuşattılar. Silahlı ermeni kuvvetleri bu masum halkı süngü zoruyla götürüp Sarı Hamdi’nin taş mağazalarına hapsettiler. Ayrıca daha önceden tespit ettikleri ve erkeklerini de hapsettikleri evlerle baskın yaparak at ve taşıt hayvanlarını alıp ev halkını da süngülemekten en ufak bir vicdan azabı duymadılar.
Gelelim taş mağazalarda hapsedilen Müslüman kardeşlerimize; Ermeniler sıra ile bu mağazaların kapılarını açıp içindekileri yaylım ateşine tutmaya başladılar. Bunun ardından da mağazalara girip yaralıları süngüden geçirdiler. Daha sonra da üzerlerine gaz döküp yakmak vicdansızlığından geri kalmadılar. Sıra içlerinde Dağıstanlı Abdullah Ustanın da bulunduğu başka bir taş mağazaya gelmişti. İçeride ikiyüzün üstünde Müslüman Bayburt’lu halk vardı. Abdullah Usta, Ermeniler tarafından yaralanarak yakalanmıştı. Yaralı olduğu halede 22 yaşındaki bu Türk genci durumun kötülüğünü görünce elinle geçirdiği bir demir parçası ile mağazanın altındaki salt taşlarlı sökmeye başlıyorlar ve bunları kapının arkasına yerleştiriyor. Kapının açılmadığı gören Ermeniler başlıyor tehdit savurmaya. Bir yanda da kapının üzerinden yaylım ateşi açmaya. Bu sırada içerdekiler de ellerine geçirdikleri taşlarlı mağazanın pencerelerinden Ermenilere atmayla başlıyorlar. Bu taşlarla iki ermeniyi öldürürler. Bunun da kar etmediğini gören Ermeniler mağazanın damını delerek içeriye ateş ve bomba atıyorlar. Dağıstanlı Abdullah, kendine has bir çeviklikle onların attığı bu bombalarlı kapıp yeniden dışarıya fırlatıyor.
Tam bu sırada diğer ermeni kuvvetleri de Bayburt’un Trabzon yolu üzerindeki Binbaşı Hanı adı verilen ve Ruslar tarafından daha önce mühimmat ambarı olarak kullanılan bir binayı Türk orduları gelerek ele geçirecekler diye Arşak Paşaya haber vermeden uçuruyorlar. Bu gürültüyü Türklerin gelişi sanan mağazaların önündeki Ermeniler paniğe uğrayarak yakıp yıktıkları Bayburt’u terk ettiler.”
Kaleme alan: Bahattin Odabasi